1. YASAL UYARI

      Forumumuza üye olarak ayrıcalıklarımızdan yararlanabilirsiniz. Sitemizde hiç bir şekilde yasa dışı bahis oynatılmadığını bilerek hareket ediniz. İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Forum Adresimizde T.C.K 20. Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4. maddesinin 2. fıkrasına göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Bu web sitesinde (4betforumu.com) hiç bir şekilde illegal bahis oynatılmaz ve illegal bahis oynatan taraflara aracılık yapılmaz. Bu web sitesi Türkçe dilini kullanan ve Türkiye dışında yaşayan kişileri bilgilendirmek amacıyla düzenlenmektedir. Bu web sitesinde (4betforumu.com) tanıtılan bahis firmaları Türkiye Cumhuriyeti kanunlarınca yasal değildir, bu yüzden Türkiye'de ikamet eden kişilerin bu sitelerde bahis oynamaları yasaktır. Türkiye'de ikamet eden ve paylaştığımız iddaa tahminlerini takip eden kişiler Sportoto bayileri olan; Bilyoner, Nesine, Tuttur, Birebin, Misli ve Oley web sitelerinden bahis yapabilirler. Digitürk ve D-Smart gibi platformların sahip olduğu telif haklarından ötürü sitemizde yayınlarına yer verilmemektedir. 4betforumu.com sitemizde bu tarz yayınlara izin verilmez. 4betforumu.com sitesinde yer alan yorum ve tahminler haber ve bilgi amaçlıdır. Kullanıcıların yazdığı yorum, tahmin ve bilgiler 4betforumu.com'un görüşünü yansıtmaz. Kullanıcılar yazdıkları mesajların içeriği nedeniyle yasal mercilere karşı kendileri sorumludur.

      Reklam ve İletişim

      Reklam ve sponsorluk taleplerinizi aşağıdaki Skype adresimize veya Mail adresimize yapabilirsiniz.
      Skype Adresimiz: [email protected]
      Mail Adresimiz: [email protected]

BetForumu Gereksiz Bilgiler Odası

17 Ara 2019

3,384 Mesaj

7,002 Tepki

0 Çözüm

300

İlk Mesaj

100 Mesaj

500 Mesaj

1k Mesaj

Ödülü yok!

Katılım
17 Ara 2019
Mesajlar
3,384
Tepkime puanı
7,002
Konum
Tr
*Bir belgeselde izlemiştim. Eğer saturne bir uzay gemisi ile gidebilseydik uzay gemimizi parkedecek bir kara toprağı bulamazdık çünkü tüm gezegen gaz ve havadan oluşuyor. Ayrıca gezegenin içinde dünya da gelmiş geçmiş olmuş en büyük fırtanalardan 1000 kat daha büyük fırtınalar olmaktadır.

*Bill gates'in hayatını okuyanlar bilir. Ms-dos programını 50 bin dolara Tim Paterson adlı bir adamdan alıp çok daha yüksek miktara IBM'e satmıştır. Bir çok insan ms-dos'u aslında bill gates yaptı zannediyor.

*Uzun süre haşlanan yumurta uzun zamanda öğütüleceği için vücudun harcadığı enerji miktarı yumurtadan daha fazladır. Haşlanmış yumurta bu yüzden çok iyi bir diyet yemeğidir.

*Ölüm anında dokunma ve görme hissinden sonra duyma yetisini kaybedilir. Kalp durduktan sonra ortalama 2 dk boyunca sesler algılanabilir.
 

17 Ara 2019

3,384 Mesaj

7,002 Tepki

0 Çözüm

300

İlk Mesaj

100 Mesaj

500 Mesaj

1k Mesaj

Ödülü yok!

Katılım
17 Ara 2019
Mesajlar
3,384
Tepkime puanı
7,002
Konum
Tr
*İstanbul aslında 1300 metrelik bir uçurumun kenarındadır.
306597538_da05299cd9_z.jpg


*Ekim ayının adını buğday ekme olayından alır ve buğday da ekim'de ekilir.

*Van'da posta güvercini beslemek yasak. Sebebi de 5 kiloya kadar uyuşturucu taşıyabiliyorlar.

*Kelalaka kelimesindeki "kel" aslında fransızca quel/quelle kelimelerinden geliyor. Quel'in "hangi" anlamında bir soru sıfatı olması. kelalaka derken aslında alakasız bir durum karşısında oluşumuzdan hangi alaka diye sormakta oluyoruz.

*Şemsiyenin aslen güneşten korunmak için kullanılma amacıyla bulundu. Şems, arapçada güneş demektir.

*Kuzey kutbunda hiç penguen yoktur arkadaşlar. O belgesellerde gördüklerimizin hepsi güney kutbundadır.

*Tarihteki ilk şişme kadının yapılmasına adolf hitler'in sebep olmuştur. Hitler birinci dünya savaşı sırasında cephedeki (özellikle fransa'daki) alman askerlerinin fransız genelevlerine gittiklerini öğrenir. bunun üzerine gerek hastalık kaparak işe yaramaz olan askerler, gerekse ari ırkın zarar görmemesi için şişme kadın fikrini hayata geçirir. bilim adamlarıyla çalışmaları sonucunda 1941 yılında dünyanın ilk şişme kadını üretilir. (hatta ilk üretilen şişme kadın sarışın ve mavi gözlü olup, sonrasında farklı saç renklerine sahip olanlarını üretme fikri ortaya atılır .lakin hitlerden izin çıkmaz.) bundan böyle askerler cepheye bu şişme kadın ile giderler. böylelikle hem askerler rahatlar hem de asli görevleri olan savaşmaktan geri kalmazlar. hitler de günümüze kadar ulaşan bir seks oyuncağının icadına imza atmış olur.

*Kar kristallerinin sesi yutması. şehrin kar yağdığında sessizliğe gömülme nedeni de budur.


*Kürdan kelimesinin fransızca cure-dent'dan (diş temizleyicisi) gelmektedir.

*Köy kelimesinin kalkınmada öncelikli yörelerin kısaltmasıdır.

*Eski dilde 'saye' kelimesinin anlamı gölge demektir. 'senin sayende' de senin gölgende anlamını taşır.

*Uzakdoğulu mühendislerin kareli gömlek giymelerinin mantıklı bir sebebi var. Tasarımını beğenip kopyalamak istedikleri şeyin önünde fotoğraf çektirdikten sonra karelere göre ölçeklendirme yaparlar.
 

17 Ara 2019

3,384 Mesaj

7,002 Tepki

0 Çözüm

300

İlk Mesaj

100 Mesaj

500 Mesaj

1k Mesaj

Ödülü yok!

Katılım
17 Ara 2019
Mesajlar
3,384
Tepkime puanı
7,002
Konum
Tr
*Dünyanın en yüksek zirvesi himalayalarda ki everest tepesi kireç taşıdır. Bu şu demek kireçtaşı aslında mineral kalsitlerin kalsiyum karbonatla birleşiminden oluşan tortul kayalardır ve deniz tabanında oluşur. Kireçtaşları içerisinde deniz kabukları , mercanlar , su yosunu ve dışkı birikintileri vardır. Yani dünyanın en yüksek noktası everest tepesi bir zamanlar okyanusun tabanıydı.Tektonik plakaların hareketi sonucunda 470 milyon yıl önce okyanus tabanı olan everest tepesi günümüzde dünyanın en yüksek noktası haline gelmiştir.
everest-peak-cloudy-istock_h.jpg


*Bir karadeliğin olay ufkunda kütleçekiminin uzay zamanı bükmesinden dolayı zaman durur. Diyelim ki bir uzay gemisindeyiz ve bir astronot gemiden ayrılarak yakındaki karadeliğe doğru yolculuğa çıkıyor. uzay gemisindeki gözlemciye göre, astronot karadeliğin olay ufkuna yaklaştıkça yavaşlıyor gibi görünecektir ve astronot olay ufkuna girdiği anda durmuş gibi görünecektir. yani gözlemci astronotun karadeliğin içine düştüğünü asla göremez çünkü olay ufkunda zaman durmuştur.



*Şirinler'in yaratıcısı peyo bir sosyalistti:
- para olmadan komünal bir yaşam sürerler, şirin baba karl marx'a benzer ve kızıl şapka giyer.
- şirinler köyünde herkes kendi işini yapar ve herkes aynı kıyafeti giyer.
- şirinler köyünde hiç ibadethane bulunmaz, kutsal yoktur.
- şirinler'in düşmanı gargamel papaz cübbesi giyer ve dini sembolize eder.
- gargamel altın ve para düşkünüdür (kapitalizm) ve onları yeme (misyonerlik) unsurunu taşır.
- para kullanılmaz ama herkes kendine gerekli olan şeyleri bedava edinir.
- çilek tarlaları herkesindir.
- azman ise abd'nin yanındaki yancı ülkeleri temsil eder.
şirinler, ingilizce smurf "socialist men under red flag/father" olarak açılır: (kızıl bayrak altında yaşayan sosyalistler)şirinler abd kapitalizmine karşı yaratılmıştır ve amerika'da uzun bir dönem yasaklanmıştır.

images


*gece kelimesi çoğu dilde n+8'den türetilmiş.

ingilizce: n+eight (night)
ispanyolca: n+ocho (noche)
fransızca: n+huit (nuit)
almanca: n+acht (nacht)
italyanca: n+otto (notte)
portekizce: n+oito (noite)

*
hepimiz birbirimize biyolojik olarak, dünya’ya kimyasal olarak, evren’e atomik olarak bağlıyız. evrenin içerisindeyiz, evren de bizim içimizde.”
neil degrasse tyson
 

17 Ara 2019

3,384 Mesaj

7,002 Tepki

0 Çözüm

300

İlk Mesaj

100 Mesaj

500 Mesaj

1k Mesaj

Ödülü yok!

Katılım
17 Ara 2019
Mesajlar
3,384
Tepkime puanı
7,002
Konum
Tr
*Denizde, okyanusta yolculuk eden herkes için en çok da kaptan için gemide(vapurda, teknede vs) seyir defteri diye bir şey vardır. bu deftere geçilen yerler kaydedilir. mesela "istanbul geçildi." gibi. O şekilde kaydedilir. Ama Çanakkale'ye gelince saygıdan"Çanakkale geçildi." yazılmaz. onun yerine ona bir istisna yapılır ve seyir defterine "Çanakkale selamlandı." yazılır.

Canakkale.png

*Orduda birlik ve onlara komuta edecek rütbe isimleri birbiri ile uyumludur.
ordu komutanı - orgeneral
kolordu komutanı - korgeneral
tümen komutanı - tümgeneral
tugay komutanı - tuğgeneral
alay komutanı - albay
takım komutanı - teğmen

*Sokrates'in ölümüne karar veren jüri üyelerinin jüri olma kriterlerini biliyor muydunuz? yaşlı ve dolayısıyla tecrübeli olmak, adıyla seslenildiğinde -efendim diyebilmek ve düz çizgide yürüyebilmek. işte filozofu ölüme gönderen ulu jüri üyelerinin özellikleri..

*Zerdüşt inancında , hava ve toprak çok değerli olduğundan cesetleri havayı ve toprağı kirletmemek için gömmezler ya da yakmazlar . ölülerini bu amaç için yaptıklar sessizlik kulelerine ( dakhmedir) bırakırlar. burada amaç cesetlerin yırtıcı kuşlar tarafından yenmesidir. zerdüşt inancında iblislerin öldükten sonra insan vücuduna girdiklerine inanılır ve bundan kurtulmak için ölü bedenleri kuşlara verirler. önemli bir noktada akbabaların mide salgılarının mikropları yok ettiklerine inanırlar. bedenler yenildiği takdirde etrafa mikrop yayılması da engellenmiş olur. 1979’da bu kuleler yasaklansa da , hindistan’daki zerdüştler hala bu kuleleri kullanıyor.
zoroaster.jpg


*Günümüzde Selçuklu Hanedanı Almanya da ve hristiyan olarak yaşamaktadırlar. Konya da bir sempozyuma da katıldılar.
pX1JJr.jpg

Fotoğrafta ki alman vatandaşı olan fahri vatandaşlık verilenler Selçuklu hanedanının üyeleri.

*Uzun saçın 6. duyu organı olması az bilinen bir gerçektir. 1960'lı yıllarda vietnam savaşı sürerken engebeli arazilerde zorlanan abd ordusu bu konularda yetenekli olan amerikan yerlilerini askere almaya çalışır, nitekim başarılı da olurlar. Bir kaç kızılderili orduya katılır, testlerde başarılı olurlar ve sahaya sürülürler ama orduda olacakları için saçları kesilir. Saçları kesilmeden önce testlerde başarılı olan bu askerler saçları kesildikten sonra bıyığı kesilmiş kedi gibi olurlar. Daha sonra sorunu anlayan ordu 2 kızılderili daha getirir, bunlara aynı testleri yaptırır, yön bulma, iz takip etme vs gibi. daha sonra birinin saçı kesilirken diğerinin kesilmez. aynı testleri bu halden sonra yaparlar ve saçı kesilen kişi, saçı kesilmeden önce yüksek puan aldığı testlerden kalır. saçı kesilmeyen kişi ise aynı şekilde devam eder. Çünkü saç sinir sisteminin bir uzantısıdır, Dışsallaşmış sinirler olarak görülebilir.
"beyin sapına, limbik sisteme ve neokortekse çok fazla miktarlarda önemli bilgi aktaran bir tür son derece evrimleşmiş ‘duyarga’ veya ‘anten’ olarak düşünülebilir. insanlarda sadece saç değil, erkeklerde yüz kılları beyne ulaşan bilgi ana yolu sağlar; saç aynı zamanda enerji yayar, beyin tarafından dış ortama yayılan elektromanyetik enerjiyi yayar. bir insan uzun saçlı iken ve saçlarını kestirdikten sonra kirlian fotoğrafları ile bu görülmektedir. saç kesildiği zaman, ortamdan alınan ve ortama gönderilen aktarımlar büyük ölçüde engellenir.

*Müzik notalarının, isa'nın 12 havarisinden biri olan, yuhanna adına yazılmış şiirin, her dizesinin ilk hecesidir . (do,re,mi,fa,sol,la,si,do) . şiirin orjinali;
"do/ut queant laxis (fransızlar ut kullanır)
resonare fibris
mira gestorum
famuli tuorum,
solve polluti
labii reatum,
sancte ıohannes."

*Tarihte iz bırakmış ressamların çoğunun belli bir kusura rağmen iz bıraktığı ve bu kusurları kimi zaman avantaj olarak kullandılar.. Jama oftalmoloji dergisinde yayınlanan yeni bir çalışmaya göre leonardo da vinci'nin ekzotropya adlı göz kusuruna sahip olduğu ve bu durumun da vinci’nin üç boyutlu şekil çizimlerinin, yıldız tasvirlerinin ardındaki derinliği yakalamasında avantaj sağladığı düşünülüyor;
leonardo-da-vinci-s-vitruvian-man.jpg

“leonardo da vinci’nin tüm tablolarını inceleyen christopher tyler, resimlerde gözlerin belirgin bir şekilde ayrıldığını fark ederek bu araştırmayı başlattı ve her bir resimdeki gözbebeği, irisler ve göz kapaklarına daire çizerek ve pozisyonlarını ölçerek göz durumunu değerlendirdi. ölçümleri bir açıya dönüştürdüğü zaman, sonuçlar da vinci'nin ekzotropya eğilimi gösterdiğini, bir gözün rahatladığında dışarıdan -10.3 derece dönmesini sağladığını gösterdi.” da vinci ressamlar camiasında göz rahatsızlığı bulunan tek ressam da değildir; braque’ın miyopisi vardır.paul cezanne, pierre-auguste renoirve edgar degas miyoptu; camille pissarro’nun korneal ülseri vardı.yine izlenimciliğin ünlü ismi fransız ressam claude monet’nin, milyon doların üzerinde değer biçilen tablolarındaki buğunun, katarakttan kaynakladığı öne sürülür.


*Gezegenlere dair 2 bilgi paylaşalım.
Venüs'ün bir gününün bir yılından uzun olması.

Bir gezegenin kendi etrafında dönmesine o gezegenin bir günü, güneş etrafında bir tur dönmesine ise o gezegenin bir yılı deriz. eğer zaman birimini dünya zaman birimi olarak ele alırsak, venüs kendi etrafında 243 dünya gününde, güneş etrafında ise 225 dünya gününde döner. henüz yarın olmadan, gelecek sene olan bir gezegendir venüs.
ekstra bir bilgi olarak da, venüs güneş sistemi içerisinde yer alan diğer gezegenlerden farklı olarak batıdan doğuya değil, doğudan batıya dönen tek gezegendir.

venu%CC%88s-aslan.jpg

Uzayda dünya’dan 2 kat büyük ve içinde elmastan dağlar olan elmas gezegenler bulunmaktadır. Bunun en net örneği yüzde 30 oranında elmastan oluşan 55 Cancri e gezegeni. Elmas gezegenler Dünya’dan birkaç büyük ve ağır oluyor. Silikat tabanlı kayalık bir gezegen olan 55 Cancri e büyük ölçüde karbon ve elmas tozu içeriyor. Dünya’daki en yoğun minerallerden biri olan elmas, karbon gezegenlerin de ağırlığını artırıyor. Nitekim insanlar bu tür gezegenlerde yaşasaydı elmas demirden bol ve ucuz olurdu.
 

17 Ara 2019

3,384 Mesaj

7,002 Tepki

0 Çözüm

300

İlk Mesaj

100 Mesaj

500 Mesaj

1k Mesaj

Ödülü yok!

Katılım
17 Ara 2019
Mesajlar
3,384
Tepkime puanı
7,002
Konum
Tr
*Piskolojik savaş tarihin her döneminde vardı. Vietnam savaşı süresince ibm, sony gibi büyük ölçekli firmalar tarafından görevlendirilen yetkililer, vietnam'a giderek köylülerle irtibat kurmuş, 100 dolar karşılığında onlardan rüyalarını anlatmalarını istemişlerdir.

91o0khqdZHL._SX425_.jpg


Köylülerin anlatığı kötü içerikli rüyalarda ön plana çıkan unsurlar not edilmiş, daha sonra bu temaları işleyen afişler askeri helikopterler ile köylere atılmıştır. Halkı korkutan olayları ve figürleri yansıtan bu afişlerle, vietnam'ın savaşma gücü psikolojik olarak kırılmak istenmiştir.


*Japonya da tuvaletler bizim düşündüğmüzden biraz farklıdır.


toiletsink_vert-c1cb2b68eb6aa5218148d55a230238846cea52dc-s800-c85.jpg

Lavabo ve sifonu birleştiren bu nefis tasarım ürünü, japonya'da sıklıkla kullanılıyor ve sifonun dolması için gereken 6 litre su, önce musluktan akıyormuş. böylece -bizdeki gibi- tuvalete dökerken ve ellerimizi yıkarken kullandığımız suyu ayrı ayrı değil tek seferde harcıyoruz. ne diyeyim, dahiyane!

*İnsan gözünün normal şartlar altında görmesi mümkün olmayan bazı "imkansız" renkleri basit yöntemlerle birkaç saniyeliğine de olsa görmenin mümkün olması.

11fd6d44-8a9d-4668-9416-e938656c6412.jpg

"self luminous red/beyazdan daha aydınlık kırmızı"
"stygian blue/siyahla aynı koyuluktaki mavi"
"hyperbolic orange/doygunluğu %100'den daha yüksek turuncu"
"red-green/hem kırmızı hem yeşil"
"yellow-blue/hem sarı hem mavi"

isimleri kulağa saçma gelse de bunlar aşağıdaki yöntemlerle birkaç saniyeliğine de olsa görülmesi mümkün bazı renkler. peki nasıl?

ilk yöntemden bahsedelim.

Belirli bir rengin hakim olduğu bir noktaya uzun süre baktıktan sonra gözümüzü çevirip farklı bir noktaya odakladığımızda, retina tabakamızda, birkaç saniyeliğine, ilk baktığımız noktanın, insan gözünün görebildiği renk skalasının aksi noktasında yer alan renkte "hayali" bir izi oluşuyormuş. bu duruma yol açan, retina hücrelerinin uzun süre bir noktaya bakıldığında yorulması ve göz farklı bir noktaya odaklandığında renk duyarlılıklarının geçici süreliğine değişmesiymiş. yani kullanacağımız yöntem, gözümüzde her seferinde bahsettiğimiz "hayali" izi oluşturmak.

"hayali" iz yöntemi kullanılarak görülebilen renkler şu şekilde sınıflandırılmış, inceleyelim:

beyazdan daha aydınlık (self-luminous) renkler: bir renge (örneğimizde yeşil) uzun süre baktıktan sonra, göz beyaz bir noktaya odaklandığında, uzun süre bakılan rengin renk skalasının aksi noktasında yer alan (örneğimizde kırmızı) renkte, fakat beyazdan daha aydınlık bir hali görülüyor. aşağıdaki örnekte yeşil yuvarlağın ortasındaki işarete 20 ila 60 saniye boyunca baktıktan sonra göz beyaz karenin içindeki işarete odaklandığında, kırmızının beyazdan daha aydınlık bir hali görülüyor.

chimerical.gif


siyah ile aynı koyuluktaki (stygian) renkler: bir renge (örnekleğimizde sarı) uzun süre baktıktan sonra, göz bu kez siyah bir noktaya odaklandığında, uzun süre bakılan rengin renk skalasının aksi noktasında yer alan (örneğimizde mavi) renkte, fakat siyah ile aynı koyuluktaki bir hali görülüyor. bu, okunduğunda başta mantıksız gelen durumun, retinadaki bazı sinir hücrelerinin sadece karanlıkta tepki vermesinden kaynaklandığı düşünülmekteymiş. aşağıdaki örnekte sarı yuvarlağın ortasındaki işarete 20 ila 60 saniye boyunca baktıktan sonra göz siyah karenin içindeki işarete odaklandığında, mavinin siyah ile aynı koyuluktaki bir hali görülüyor.

doygunluğu %100'den daha yüksek (hyperbolic) renkler: bir renge (örneğimizde camgöbeği) uzun süre baktıktan sonra göz, uzun süre bakılan rengin renk skalasının aksi noktasında yer alan (örneğimizde turuncu) renkteki bir noktaya odaklandığında, bu renk ile aynı, fakat doygunluğu çok daha yüksek bir hali görülüyor. aşağıdaki örnekte camgöbeği yuvarlağın ortasındaki işarete 20 ila 60 saniye boyunca baktıktan sonra göz (%100 doygunluktaki) turuncu karenin içindeki işarete odaklandığında, turuncunun doygunluğu %100'den daha yüksek bir hali görülüyor.

hyperbolic.gif


ikinci yöntem ise iki rengi farklı şekillerde aynı anda görme durumu ile alakalı.

bu yöntemin ortaya çıkışı şu şekilde oluyor, 1983 yılında hewitt d. crane ve thomas p. piantanida adlı iki mühendis, göz izleme (eye-tracking) teknolojileri üzerinde çalışırken, gözün odaklandığı kısmında yan yana kırmızı ve yeşil (bazen de sarı ve mavi) şeritlerin bulunduğu bir cihazı test ediyorlar. bu cihazın önemli bir özelliği, göz istem dışı hareket ettiğinde dahi bunu fark edip kendi hareketleriyle şeritleri sürekli gözün odaklandığı kısmında tutması. testler gerçekleştirilirken cihazı deneyenler farklı renkteki bu şeritleri ayıran sınırların, belli bir süre geçtikten sonra ortadan kalktığını belirterek izlenimlerini aktarıyorlar.

stygian-death-mask.gif

bazıları yeni bir renk gördüğünü belirtiyor (bu grubun arasında renk dağarcığı geniş bir sanatçı da var, fakat bu yeni rengi o da dahil hiçbiri tanımlayamıyor).
bazıları iki renge ait parçaların da bulunduğu bir alan gördüğünü belirtiyor.
bazıları bir rengi önde, diğer rengi arkada gördüğünü belirtiyor.


luminous.gif


*Var olan 115 farklı alfabedeki harflerin çoğu ortalama üç vuruştan ibarettir. bu tesadüf değildir; çünkü beynimizin saymaya ihtiyaç duymadan algılayabileceği en büyük sayı üçtür.
 

17 Ara 2019

3,384 Mesaj

7,002 Tepki

0 Çözüm

300

İlk Mesaj

100 Mesaj

500 Mesaj

1k Mesaj

Ödülü yok!

Katılım
17 Ara 2019
Mesajlar
3,384
Tepkime puanı
7,002
Konum
Tr
Osmanlı da harem , kölelik , eşcinsellik , aldatma ve hadım konusunda gerçekler neler?

main-qimg-17d6787d174cb585d2849877dea422b8-c


"Üç kıtaya yayılarak evrensel bir imparatorluk kurmuş olan osmanlı devleti’nin türk ve dünya tarihinde çok önemli bir yeri vardır şüphesiz. ancak bizlerin şansızlığı tarih derslerinde okuduğumuz kitapların tek yanlı ve tutucu görüşlerce kaleme alınmış olmasıydı. geçmişe dair eksik kalan bilgilerimizi sonraları daha eleştirel görüşlerle yaklaşmasını bilen yazarların yazdığı eserler sayesinde kapatma şansımız olmuştur. bildiğimiz tek şey, haremin sarayın içinde cariyeleri barındırdığı ve bu cariyelerin dışa kapalı yaşadıklarıydı. orada olup bitenler gizli tutulduğu için haliyle daha da ilginç bir şekil alıp, belki de, herkesin erotik hayallerini bile süslemiştir. orada olanlar o kadar da erotizm kokuyor muydu acaba?

ff9368c322e8d9d33baba8c6031777fa.jpg


Harem arapçada yasak ve gizli anlamına geliyor. insan hayatının gizli ve kapalı bölümünü, evinin en dokunulmaz bölümünü ifade ediyor. lügattaysa korunan, mukaddes ve muhterem yer anlamına geliyor. bu kelimenin osmanlı saraylarında kulanımı herhalde bu iki anlamı da temsil ediyordu. çünkü genellikle iç avluya bakacak bir şekilde planlanan haremde, kadınların yabancı erkeklerle karşılaşmadan her türlü eğitimlerini alıp, günlük yaşamlarını sürdürmeleri muhteremliği, belirli bir kan bağı dışında kalan erkeklerin buraya girişinin yasaklanması da gizi temsil ediyor olmalıydı. büyük bir sırdır, osmanlıların harem-i hümayun’u. herkesin girip çıkması mümkün olmayan haremde yaşananları belgelemek de zordur. sarayın ilk resmi tarihçisi Naima’nın 4. murat dönemi olaylarını yazarken bazı konulardan “Zikri Müstechendir” diyerek bahsetmekten kaçınması yoruma son derece açıktır. tabii bu giz, haremle ilgili daha çok fantezinin üretilmesine sebep olmuştur. padişahın özel zevklerini sonuna kadar yaşadığı özel genelevi tarzında düşünenler bile olmuştur. ancak tarih yazarı Murat Belge’nin şu yaklaşımı da değerlendirmeye alınmalıdır; "haremi batıda epey yaygın olan, padişahın sınırsız cinsel özgürlüğe sahip olduğu bir cümbüş mekânı gibi düşünmekten kaçınmalıyız. padişahın cinselliği, çoğu yazısız birçok kuralla sınırlıydı. haremdeki herkes, haseki sultanlar, valide sultanlar, önde gelen hizmetkarlar vb. oldukça katı bir kurallılık içinde toplam iktidarı paylaşıyordu. onun için burayı ve buradaki hayatı bir aygırın hüküm sürdüğü bir hara gibi tasavvur etmek yanlış olur."

Haremdeki kızlar musiki, raks, ince sanatlar ve türkçe’yi ustalarından öğrenirdi. mutlaka saray protokolü, etiketi ve adabı öğrenirlerdi. usûl ve adap içeren dini bilgiler konusuda da ders alırlardı. onlara tam bir “saraylı hanım” kıvamı verilene kadar uğraşılırdı. böylece olur da, aralarından biri padişahın ilgisi çekip hanımı olursa, görgü ve davranışlarıyla etrafta saygı görmesi sağlanırdı. müslüman olanların sayısı istisnai ölçüdeydi. hareme daha çok hırvat, yunanlı, rus, ukraynalı, gürcü kızlar alınırdı. esir olarak istanbul’a satılıp köle konumundayken haremde cariye oluverirdi bu kızlar. kimi araştırmacılar ve yazarlar bu tabloya bakarak osmanlı padişahlarının, türk kanı taşımadıklarını, yabancılaşmış kimlikler olarak anadolu halkını kötü yönettiklerini ileri sürmektedir.

Eunuchs.jpg


Padişaha sunulacak cariyeyi çoğunlukla padişahın annesi seçermiş. haremdeki her kadının illâ ki padişah eşi olma gibi bir durumu yokmuş aslında. tabii kızlar için asıl hedef, padişah. ancak "bize hayırlı bir kapı aç" duası, harem kapılarının birisi üzerinde yer aldığına göre, buraya alınıp yetiştirilen kızların uygun insanlara gelin gideceğinin düşünüldüğünü gösteriyor. padişaha da öyle her kız sunulmazmış zaten. en seçkinleri seçilip, sunulurmuş. haremde yetişmiş, sarayın enderun kısmında yetişen genç devlet adamlarıyla evlendirilen kızlar da çoktur. bu durumda haremde enderun’da yetişen zümrenin eş olarak seçeceği kızların da yetiştirildiği kabul edilmelidir. ancak kısmeti çıkmayan, ömrünün sonuna kadar orada kalan talihsiz kızlar da olmuş. bunlar bazen yüksek rütbeye ulaşır bazısı ise basit işlerde, hatta temizlik işlerinde çalıştırılmış. o kadar yetiş, eğitim al, sonunda temizlikçi ol. gerçekten büyük bir talihsizlik...


Padişahın nikâh kıydığı eşine "haseki" deniyor. istisnai olarak hürrem’e valide sultan olmadığı, yani hayatta iken oğulları tahta geçmediği halde, hürrem sultan denir. hürrem, haremde kalan temizlikçi kızların aksine bir o kadar şanslı çıkmış. tabii bunda dönemin padişahı kanuni sultan süleyman’la olan derin ve ulaşılmaz aşkının etkisi vardır. ulaşılmaz, çünkü hürrem’in muhteşem süleyman’da bıraktığı etkiye haremdeki başka hiçbir kadın erişememiş. bunun gayretiyle olsa gerek, hürrem’in kendine güveni her zaman sonsuz olmuş. osmanlı sarayı’nda padişahı avucunun içine alarak sarayı yöneten, bununla yetinmeyip siyasete de karışan, entrikalara, cinayetlere neden olan padişah eşlerinin ilki ve kadınlar saltanatının kurucususudur hürrem sultan. gerçek adının roxelana olduğu iddia edilen hürrem, güzel, akıllı, kurnaz, fettan, okur yazar ve oldukça becerikliymiş. tarihe bakıldığında bu becerisi net bir şekilde görülür zaten. cariye konumundayken dört şehzade ve bir sultan doğurmuş, nikâh kıyması için de kanuni’ye dayatmış, 1530’da bu istekleri yerine getirilip resmen “sultan” sanını kazanınca son çocuğu cihangir’i doğurmuştur. hürrem sultan cazibesi ve tavırlarıyla sultan süleyman’ın gönlüne sonsuza kadar hâkim olabilmeyi başarmıştır.

1573511.jpg
 

17 Ara 2019

3,384 Mesaj

7,002 Tepki

0 Çözüm

300

İlk Mesaj

100 Mesaj

500 Mesaj

1k Mesaj

Ödülü yok!

Katılım
17 Ara 2019
Mesajlar
3,384
Tepkime puanı
7,002
Konum
Tr
Osmanlı aleminin en ilginç karakteri hadımağalar. hareme alınan hadım erkek hizmetçiler, ak hadımlar ve kara hadımlar olmak üzere iki gruba ayrılmış. islâma göre erkeklerin hadım edilmesi yasak olduğundan, müslüman hadım görevli yokmuş. bu yüzden osmanlı devleti’nin genişleme yıllarında, istanbul’a getirilen macar, alman ve slav esirler, ilk ak hadımlar arasında yer alır. sonraları bunların teminindeki güçlük, hadım edilmelerinin zorluğu ve dayanıksız olmaları, özellikle ııı. murad zamanında osmanlı hareminde ak hadımların yerini zenci olan siyah hadımların almasına sebep olmuş. beyaz hadımağaları hiç dayanıklı olmamakla birlikte ölüm oranları da çok yüksekmiş. buna karşılık zenci hadımlar daha güçlü ve dayanıklıymış. bu da o dönemde mısır, sudan ve habeşistan’dan çok sayıda zenci hadım getirilmesine sebep olmuş.

0004830_osmanlinin-oteki-tarihi-2-basim_480.jpeg


Bazı genç köleler yolculuk sırasında durdukları sıcak limanlarda hristiyan mısırlılar ya da yahudiler tarafından hadımlaştırılıyor. çünkü sıcak ve kurak yaranın daha çabuk iyileşmesini sağlıyor. hatta bazıları yaraları kapanana kadar boğazlarına kadar kuma gömülüyor. hadım etme işlemi, ezme, vurma, kesme ve içe itme gibi yöntemleri içeriyor. hadım olmuş kişinin vücudunda kıllanma duruyor. yüksek perdeden ama ince bir sese sahip oluyor. eğer cinsel organını ergenlik çağında yitirmiş bir hadımsa, bir daha cinsel istek duyması imkânsız hale geliyor. sadece testisleri alınan bir hadımsa, erkeklik organı sertleşebiliyor. hatta bunlar cinsel haz da duyabiliyor.

OttomanFountainofAhmedHultonGetty-57a9cdea5f9b58974a24c0e7.jpg

Harem kadınları, cinsel organlarını korumuş hadımağalarını el üstünde tutarmış, çünkü bunlar sevişme sonrasında zevklerini uzatmayı bilirmiş. 16’ıncı yüzyıl aydınlarından gelibolulu ali’nin anlattığı olaylardan biri, saraydaki kadınlar ve hadımların ilişkisidir. hadımın ilişkiye girecek durumu yoktur. ancak bazılarının penis dibinde oluşan sertlikten yararlanarak kadınların klitorisine sürtünerek birtakım deneyimler yaşadıklarını ve kadınların bunlardan çok hoşlandıklarını yazar. erdoğan tokmakçıoğlu, “osmanlı’da kadın alemleri” adlı yazı dizisinde, bazı hadımların odalıkları olduğundan bahseder. saray’da bütün haremin yönetimini elinde tutan hadımağa, istediği odalığı padişaha sunmaya çalışırmış. yine aynı yazıda şöyle yazar; “hadımağaları şehveti tahrik için ilaçları da dener, erotik kadın giysilerine düşkün olurlardı. dışarıyla temasları olduğu için, yapay erkeklik organı ve diğer erotik seks oyuncakları sağlayabilirlerdi. ayrıca oral seks konusunda da çok deneyimleri vardı ve pek ustaydılar. bir hadımla seviştikten sonra evlenen kadınlar, çok kez kocalarının marifetlerinden pek hoşnut kalmıyorlardı. şu kadar ki bir saray görevlisi kızlarağasına yazdığı şikayetnamesinde şunları anlatır: ‘hadımlarla içli dışlı olan odalıkların doymak bilmeyen bir cinsel iştahları olduğu doğru mu? böyle olduğu bütün istanbul’ca bilinen bir şey. iki odalık azat edilmiş ve haremden ayrılıp evlenmişlerdi. ama evlenmelerinden bir hafta sonra kocaları, karılarını boşadılar. sebep de karılarının kendilerine hadımağaları kadar başarılı olamadıklarını söylemeleriydi.’ ” bazı hadımağaları da delikanlıları kızlara tercih edermiş. bugünkü deyimiyle “gay” hadımağarı da varmış. zaten osmanlı’nın eşcinselliğe bakışı da oldukça esnekmiş.

1024px-John_frederick_lewis-reception1873.jpg


Osmanlı’nın homoseksüelliğe hoşgörüyle yaklaştığı kanunlarından da belli oluyor. şöyle ki, homoseksüelliğin batı’daki cezası yakarak öldürmeyken, osmanlı’da ilk defa eşcinsel ilişkide bulunan, değnek ve para cezasına, alışkanlık haline getirenler de sürgün ve kürek cezasına çarptırılıyor. küçük yaşlarda yaşanan homoseksüel ilişkilere kanunnamelerde bile rastlamak mümkün. söz konusu kanunnamedeki ifade; “küçük oğlancıklar değişik oynasalar da onlardan ceza alınmaya, azarlansınlar” şeklinde geçer. burada küçüklerin homoseksüel ilişkilerinin cezanlandırılmaması gerektiği, sadece azarlamanın yeterli olduğu belirtiliyor. erkeklerin sürekli birlikte yaşadığı ortamlardan olan yeniçeri kışlasında da eşcinsel ilişkiler varmış. yanlarında peçeyle gezdirdikleri ve “civelek” adı verilen yeniyetme oğlanlar olur, bunlar için büyük kavgalar ederlermiş. osmanlı şeyhülislamlarının (kabinede sadrazamdan sonra yer alan ve din işlerine bakmakla birlikte dünya işlerine de din bakımından karışan üye.) fetva dergilerinde de eşcinselliğe ilişkin fetvalara rastlanır. çatalcalı ali efendi’nin fetva dergisinde yazılmış bir fetva; bir erkek başka bir erkekle eşcinsel ilişkiye girer ve sonra da ilişkiye girdiği adamın kızıyla evlenmek ister. şeyhülislama sorarlar: bu durumda adamın kızını vermesi doğru mudur? şeyhülislamın yanıtı gayet açıktır: “caizdir, verin!” homoseksüelliğin en yoğun yaşandığı yerleden biri de hamamlarmış. burada ergenlik çağındaki oğlanlar, sabahlara kadar eğlenip, saz çalarmış.

* Saray kütüphanelerinde cinsel hayatlarını yansıtan minyatürler ve bahnemeler (seks kitabı) vardı. bahnamelerde seks pozisyonlarını çizerlerdi. tarihçi dr. fikret yılmaz bir yayındaki yazısında “4. murat döneminde yaşamış olan atayi, minyatürlerden birinde istanbul’da bir gösteride ergenlik çağındaki bir çocuğa sarkıntılık yapan bir sapığı çizmiştir” diyor. yine aynı yazıda başka ilginç bir minyatürden daha bahsediyor: duvardaki kovuğa penisini sokmuş birisini ve duvarın diğer tarafında penisin başına ip bağlamış çeken kadınların görüldüğü bir minyatür.

* Boynuz meselesi: kadın kocasını aldatıyor. halk bu olayı öğrendiğinde aldatan kadının kapısına boynuz asıyor. “boynuzlu” deyiminin geldiği yerde burasıdır. bu olayda olduğu gibi osmanlı’da ceza sistemi daha çok teşhircilik ve aşağılama yolunda gitmiş.

* Cinselliği önemseyen osmanlılar, nasıl ve ne zaman sevişilmesi gerektiğine dair tıp kitapları bile yazmış. ancak o dönemlerde yazdıkları tıp kitaplarından yanlış bildikleri cinsel mevzular olduğu anlaşılıyor. bunlar aynen şöyle; kadının spermleri olduğu, erkeklerin boşalma sırasında gelen sıvısının aslında kan olduğu ve testislerde renginin değiştiği.

harem6.png


Batılıların harem yorumları;

"biz batılılar islam toplumunda cinselliği saplantı haline getirmek gibi eski ama güçlü bir geleneğin mirasçılarıyız. harem, müslüman cinsel duyarlılığı üzerine kurulu batı efsanelerinin kuşkusuz en yaygın simgesidir" (harem-i hümayun hakkında on yıllık çalışma sonucunda bir doktora tezi hazırlayan amerikalı uzman,leslie pierce)

"sarayın, ikinci avluya girmelerine izin verilen yabancıların gidebildiği kadarını gördüm. içeriyi görmedim. ama hükümdarlarına karşı huşu duyduklarını gösteren şahane bir sessizlik ve saygı içindeki sonsuz bir görevliler ve hizmetkârlar kalabalığı ile karşılaştım." (henry blunt, a voyage into the levant, 1638).

“Kadınlar dairesine ilişkin bir bölümü buraya, okuyucuya bu daireyi iyi bilmenin imkânsızlığını anlatabilmek için dahil ediyorum. buraya erkeklerin girmesi yasaktır ve bu yasak hristiyan manastırındakinden çok daha büyük bir dikkatle uygulanır. sultanın aşk hayatının niteliği gizli tutulur. bunun üzerine konuşmayacağım ve bu konu hakkında hiç bir bilgi edinemedim. bu konuda fantezi kurmak kolay ama doğru bir şeyler söylemek alabildiğine güçtür." (jean-baptiste tavernier nottvelle relation de l'interieur du serrail de grand seigneur, 1675).

" Harem'in avrupalıların yüzyıllarca yazıp çizdiği ile hiç bir alakası olmadığını farkettim. harem padişahın dilediği kadınla yatması için düzenlenmiş bir kurum değil. mimarisi bile buna uygun değil. padişahın cariyeleri görebilmesi ve aralarından birini seçebilmesi mümkün değil. kapılar, daireler, geçişler buna göre planlanmamış. cariyeler 25 kişilik koğuşlarda kalıyor, üst katta yatan kalfaların sıkı denetimi söz konusu. padişahın annesi kendi bölümünde, padişahın kadınları ayrı bölümde, padişah ise kendi dairesinde. padişahın kadınını annesi seçip oğluna sunuyor. padişahın kalkıp cariyeler bölümüne geçebilmesi için kuş olup uçması lazım. harem bir üniversite gibi düşünülmüş. cariyeler ise öğrenci. burada yaşayanların bir dakikası bile boş geçirilmiyor sürekli bir eğitim biçki, nakış,müzik, vs... cariyeler köle değil, hele cinsel köle hiç değil, bence doğru deyim cariyenin padişahın evlatlığı olduğudur." (1960'lı yıllarda harem'in restorasyonunda görevli bir fransız tarihçisi olan robert annhager)
 

17 Ara 2019

3,384 Mesaj

7,002 Tepki

0 Çözüm

300

İlk Mesaj

100 Mesaj

500 Mesaj

1k Mesaj

Ödülü yok!

Katılım
17 Ara 2019
Mesajlar
3,384
Tepkime puanı
7,002
Konum
Tr
İnsan beyninde yaklaşık olarak 90 milyar nöron (sinir hücresi) bulunuyor. İnsan beyni milisaniyelerden saatlere kadar çok geniş bir spektrumda zaman aralıklarını algılayabilme yetisine sahiptir.

Milisaniyeler düzeyindeki zaman algımız genellikle hareketlerimizi kontrol etmemize olanak tanırken spektrumun diğer ucundaki “sirkadyen ritim” olarak bilinen 24 saatlik döngülere ilişkin zaman algımız da fizyolojik süreçlerimizdeki döngüleri tanımlar ve hücrelerimizde gen ifadesi ile ilişkilendirilmiştir. İnsan beyni dakikalar, saniyeler düzeyinde zaman aralıklarını yüksek doğrulukla tahmin edebilmektedir. Bu mekanizmanın beynimizde nasıl işlediğini araştırmacılar uzun yıllardır aydınlatmaya çalışmaktadır. Zaman algısının dikkat, bellek, motivasyon gibi pek çok değişkenden etkilendiği bilinmekte. Yani bir olayın ne kadar sürdüğüne veya üzerinden ne kadar zaman geçtiğine dair kararımızı pek çok şey etkilemektedir.

anatomi_otak.jpg


Beynin cinsiyete göre farklılık gösterdiği tartışmalı bir konu fakat 2014 yılında yürütülen bir araştırmaya göre kadınların beyninde daha fazla miktarda gri madde bulunuyor.

Beyindeki gri maddenin çok olması kişinin dil yeteneklerinin çok gelişmiş olması anlamına geliyor. Araştırmalara göre, eğer düzenli olarak egzersiz yaparsanız hipokampüsde bulunan gri madde miktarını arttırabilirsiniz.

Erkeklerin beyninde daha fazla ak madde ve beyin omuriliği sıvısı olduğu düşünülüyor. Beynin %60'lık kısmını oluşturan ak madde, elektriksel mesajların iletilme hızını arttıran miyelin (sinir iplikciği yağı) maddesinden dolayı 'ak' olarak isimlendirilmiştir. Yağ kalbiniz için zararlı olabilir ama beyniniz için faydalıdır. Miyelin de dahil olmak üzere, insan beyninin yarısından fazlası yağdan oluşmuştur.

200.webp

İnsan beyni ortalama olarak 1.5 kilo ağırlığındadır ve beden ağırlığının %2-3'lük kısmını oluşturur. Fakat vücut oksijeninin %20'sini ve glikozunun %15-20'sini tüketir.
 
Üst Alt